Welcome      
Bag bilgilerinizi kendiniz girebilirsiniz
EnglishEl Encuentro HomeE-mail us

 

Tangonun Turkiyedeki Tarihi

Kullanim haklari

Bu sayfada (internet sitesinin herhangi bir yerinde oldugu gibi) yayinlanan yazi, resim ve referanslar bir baska bir yerde kullanilmadan once mutlaka izin alinmalidir.

Onsoz

Tango, ülkemizde çok eski zamanlara dayanir, ve bu neredeyse hepimiz tarafindan bilinir. Aslinda, anne ve babalarimiza sorsak, büyük çogunlugunun en azindan bir iki kez dans ettiklerini görebiliriz. Baska bir bakis açisi ile, ülkemizde dügünlerde La Cumparcita’nin çalinmasi ve gelin ile damatin ilk dansi açmasi geleneksellesmistir. Bu gelenek, her ne kadar yerini hizla gelisen yeni kültürlere birakmaya baslasa da bugün dahi çogunlukla uygulanir.

Bu gerçekler bizi, dansin ve ona bagli olarak tango dansinin ve müziginin aslinda eskiden beri günlük hayatimizda var olduguna götürebilir. Oysa günümüzde tango dansi yapanlarin sayisi son derece azdir. Bu sayiyi artirmak her tangoseverin rüyasi olmustur.

El Encuentro, dans egitimi veren, dans geceleri düzenleyen, atolyeler organize eden, ve uluslararasi tango festivallerine imza atan bir okul. Tüm etkinliklerinde hedef olarak, tango seven topluluga kabiliyet biriktirme imkani vermek, ve tango keyfinin yaninda bireylerin tango bilinç ve düzeyini artirmak yatmaktadir. Milongalarda çalinan müzik düzeni ve seçimlerinden, festivallerin ders konularina kadar bu hedef rahatlikla görülebilir.

Bu düsünceye hizmet etmesi açisindan elinizdeki dökümanin da önem tasidigina inaniyoruz. Dökümanin odaklandigi nokta, Arjantin Tangosunun Türkiye’deki Tarihçesi. Baslangicini mümkün oldugunca çiktigi güne dayandirmaya çalistik. Ancak tarihçenin bitisini 2000 senesine bagladik. Çünkü bu yildan sonra ülkemizde Arjantin Tangosuna ait etkinlikler çig gibi büyüdü.

El Encuentro olarak bu dökümani herkese dagitmayi çok istiyoruz. Ancak, bunu mümkün oldugunca dans gecelerine katilanlara bir armagan ve motivasyon araci olarak kullanmak istiyoruz. O yüzden milongalara katilanlara sunmaya çalisacagiz. Amacimiz dans edenlerin sayisini daha da artirmak.

Dökümani hazirlarken daha önce temelini attigimiz Ingilizce çalismamizdan çok faydalandik. Gerekk o zamanki ve gerekse simdiki çalismamizda yardimi olanlara tesekkür etmek ve kullandigimiz referanslari sizinle paylasmak istiyoruz.

Ancak, öncelikle varliklari ve katilimlari ile tangonun gerçek sahipleri ve sürükleyicileri olan siz tangosever okurlara ayrica tesekkür etmeliyiz. Umarim keyifli bir takip sonucunda arsivinize bu dökümani eksiksiz ekler, ve ileride kaynak olarak kullanabilirsiniz.

Referanslar

Yillar Boyunca Tango, Fehmi Akgun, Pan Yayincilik, 1993, Istanbul
Yildizlar Düserken, Türkiye Is Bankasi Kültür Yayinlari, 1999, Istanbul.
Özgün Belge ve Fotograflarla Atatürk, S. Eris Ülger, TBMM, 1996.
Yeni Gündem, 18.10.1985, Murat Belge.
Cumhuriyet Gazetesi, 28.10.1990, Nedim Eragan.
Çesitli CD, kaset kaplari.

Önemli Not:
El Encuentro bu dökümanda yayinlanan bilgilerin dogrulugunu kendi kaynak, bilgi ve becerileri dahilinde tespit etmeye çalismistir. Bu dökümanin amaci herhangi bir tarihi tespit, veya ispat yapmak degildir. Bu nedenle, gerek aktarilan bilgilerde, gerek kisilerin anektodlarinda, ve gerekse kaynaklarda karsilasilabilecek her türlü tutarsizlik, ve yanlislik için simdiden özür dileriz.

Dökümanin amaci hiç kimsenin, hiç bir emegine deger biçmek degil, aksine bunu ön plana çikarmaktir.

Bu çalismanin amatör bir çabanin ürünü oldugunu, ve yaratacagi yanlisliklardan sorumlu olamayacagimiz belirtmek isteriz.

Turk tangosunun yapisi

Tango bir çok ülkede çok sevilmis ve kabullenilmistir. Bu sevgi ve kabullenme, tangonun yerel ritim ve müzik tadindan etkilenmesi sayesinde de olmustur. Tango yerel ritimlerden etkilenerek toplumun yapisini, ve karakterini kendi içinde yansitmistir. Böylece uluslararasi bir tango kültüründen ziyade, ülke çapinda geçerli bir tango kültürü ve anlayisi da ortaya çikmistir.

Ülkemiz toplum yasantisinda dans Cumhuriyetin ilk yillarindan beri hizla tabakalara yayilmis ve gittikçe günlük hayatta daha fazla yer almistir. Ancak, yillar sonra ülkenin geçirdigi politik degisimler her alanda oldugu gibi sosyal cemiyet hayatinda da son derece etkin olmustur. Sonuç olarak Cumhuriyetin ilk yillarinda piknikte dahi salon dansi yapabilen dans ve müzik tutkunlari bu görüntüyü günümüzde dahi veremez olmustur.

Türk Tangosunun en önce göze çarpan karakteri, Türk harmoni ve tonlarindan son derece etkilendigi ve bunlardan esinlenildigidir. Besteciler ve düzenlemeciler, kitlelerce sevilen mzük tatlarini tango eserlerinde çekinmeden kullandilar. Türk müziginin gelisimindeki tarihsel dokudan yararlandilar.

Türk Tangosunun bir baska karakteristigi de kullanilan müzik aletleridir. Arjantin Tangosunun en önemli ve ana çalgisi bandoneondur. Bandoneon, bulunmasi ve çalinmasi son derece zor bimüzik aletidir. Bu yüzden Türk Tangosunda bandoneon yerine akordiyon kullanilmistir. Akordiyondan gelen ve bandoneondan çok farkli olan ton ve uyum, Türk Tango orkestralarinda çok farkli bir altyapi olusmasina sebep olmustur.

Bir baska karakteristik sarkilarin sözlerinden gelmektedir. Türk Tangosunda sözsüz müzik bestesi neredeyse yoktur. Orhan Avsar, Türkiye’nin ilk bandoneon sanatçisidir. Kendi ismi ile anilan bir de orkestrasi vardir. Orhan Avsar, müzik ile uyumlu bir sarkici sesi bulamadigi zamanlar orkestrada sarkici yerine klarinet kullanmistir.

Arjantin Tangosu ile Türk Tangosu arasindaki en temel farklilik, dansin kendisindedir. Arjantin Tangosunda karmasik, ve degisken adimlarin sebep oldugu dinamik ve vurgulu bir dans göze çarpar. Türk Tangosunda ise dans daha basittir, ve temel adimlarin ve duruslarin tekrarindan olusan bir sekli vardir. Bu görüntüsü ile Türk Tangosu dansi, Arjantin Tangosunun ilk çikisindaki “quebradas” ve “cortados” bilesimine çok benzemektedir. Türk Tangosunun dansinda kapali (milonguero) tarz dans yoktur. Aslina bakilirsa, tutus çerçevesini de bulmak çok zordur. Tutus bay ve bayanin biribirlerine nazikçe dokunus ve kibarca kavramalarindan olusmaktadir.

Türk Tangosunda sözler genellikle ask ve ayrilik temalari üzerinedir. Bunun disinda kalan temalara rastlamak az da olsa, elbette mümkündür. Örnegin Kadri Cerrahoglu bir bestesinde kendisini üzüp haya kirikligina ugratan, ve kalbini kiran sevgilisini annesine sikayet eder. Tangonun ismiz “Anneme” dir.

Tangonun tarihcesi

Tango Türkiye’ye 78 devirli tas pilaklar ile girdi. O dönemlerde Istanbul’da taspilak ve gramofon pazari oldukça bilinir ve hareketli idi. Bu pazarlarda tango müziklerinin bulunurlugu kisitli idi. Ancak, Avrupa’dan ithalatlarin artmasi ile Tango müzigi ve pilaklari da ithal edilir oldu ve pazarlarda yerini aldi. Türk toplumunun baslangiçta Avrupa Tangosunu bilmesi, ve bunu benimsemesinin en önemli sebeplerinden biri iste bu ithalatlardir.

O dönemler Cumhuriyet’in ilk yillari idi. Toplum ve Cumhuriyet henüz çok gençti, ve cemiyet hayati disaridan gelen yeniliklere son derece açik idi. Avrupa’dan gelen tarzlar etkin olmaya baslamis ve toplum hayatinda kendini göstermisti. Bu, ayni zamanda kadin – erkek ayiriminin kalkmaya yüz tuttugu dönemlere denk gelir. Kadin ve erkegin birlikteligini isteyen tango ve dans ise bu dönemin adeta sembolu olmustu.

Yenilikçi besteciler Cumhuriyet’in basinda toplumun degisim sürecinde çok etkin olmuslardi. Bu besteciler çok sesli müzik üretmeye basladilar. Aralarinda, operalare ve düetlere rastlamak son derece olagan idi. Ilk Türk Tangosu olan Mazi bu dönemlerde bestelendi. Bestecisi Necip Celal Antel idi. Bestelenmesi 1928 senesindedir. Ancak, kayida alinmasi için aradan dört yil geçmesi beklenecektir. Nihayet 1932 senesinde kayit edilmistir. Sarkiyi Seyyan Hanim (Oskay) plaga okumustur. Bu, günümüzde dahi çok begenilen bir tango olarak yerini korumus bir tangodur.

Mazi, ilk Türk Tangosu olarak yerini almistir. Burada küçük bir noktayi açikliga kavusturmak gerekir; “Tango Türk” isminde bir eser o dönemlerde Mazi’den daha önce kataloglarda gözükmektedir. Bu eser, Muhlis Sabahattin Bey tarafindan bestelenmistir. Sözsüz bir çalismadir. 1928 senesinde Sahibinin Sesi katalogunda, AX 467 kodu ile kayitlidir. Eserin adinda Tango geçmesine ragmen, yapi olarak otoriteler tarafindan Tango olarak degerlendirilmedigi olmustur. Öte yandan bazi kaynaklar, Tango Türk isimli bu eserin ilk tango oldugunu iddia etmektedirler.

Ilk tangolara baktigimizda gözümüze dönemin en önemli müzik etkenlerinden birisi olan Süreyya Opereti çarpar. Sureyya Opereti’nin en önemli solistlerinden birisi de son derece güzel sesli olan Afife Hanim’dir. Afife Hanim, Gül Tango, Sivekar, ve Sevda isimli tangolari okumus ve plaga kaydetmistir. Sene 1930 olarak tarihe geçer. Bu 3 tangonun önemli ve ortak özelligi Avrupa’li müzisyenlerce bestelenmesi ve besteye Türkçe sözler yazilmasidir.
Tüm bunlarin isiginda tas pilaklarin da sahitligini alarak sunu söyleyebiliriz; Tango alaninda kayit altina alinan Tango Türk ilk sözsüz eserdir, ancak Mazi yapisi ile ilk Türk Tangosudur.

Necip Celal’den sonra son derece kaliteli çalismalar üreten besteci ve müzisyenlerimiz oldu. Bu isimler arasinda, Fehmi Ege, Necdet Koyutürk, Mustafa Sükrü, Kadri Cerrahoglu gibi önemli ustalari sayabiliriz. Eserlerde islenen temalar arasinda ask, tutku, hayalkirikligi, nostalji, ayrilik ve benzeri duygular siklikla idi. O zamana kadar Türk toplumunun geçmisinde çok önemli yer tutan geleneksel müzik, yenilikçi eserlerde de kendini göstermisti. Müzik yakindan incelendiginde sanatçilarin geleneksel müzikten de etkilendikleri görülebilmektedir.

Sarkicilar arasinda Cumhuriyetin ilk yillarinda itibaren basari çizgisi yüksek icraatlara rastliyoruz; Celal Ince, Secaattin Tanyerli, Ibrahim Özgür, Bisen Alsan, Mefharet Atalay, Birsen Hanim, Afife Hanim, Saime Sengül, Nezahat Onaner, ve Zehra Eren tango sarkicilarimizdan bazilari idi. Dikkatimizi bayan sarkicilarin baskinligi hemen çekiyor.

Türkiye’nin ilk ve en önemli bandoneon müzisyeni Orhan Avsar’dir. Orhan Avsar’in Türkiye Tango Tarihçesinde apayri bir yeri vardir. Senelerce bikmadan usanmadan Bandoneonu ile tangoya hizmet etmeye çalismistir. Arjantin Tangosunun Türkiye’deki en kayda deger isimlerindendir. Hayati boyunca yokluklarla mücadele etmis, ancak Tangodan vazgeçmemistir.

Arjantin Tangosunun Turkiye'deki Tarihcesi

Eduardo Bianco ve Orkestrasi ilk olarak Istanbul’a konser vermeye geldiginde sene 1938 idi. Izmir Enternasyonel Fuarinda ve Istanbul’da konserler verdiler. Ayni orkestrayi 1951 senesinde tekrar görüyoruz. Bu kez konser, Istanbul’da Saray Sinemasindadir.Türkiye’de Arjantin Tangosunun benimsenmesi ve toplum hayatina geçmesinde önemli rollerden birisini Istanbul Park Otel Orkestrasi oynar. Orkestranin bandoneoncusu Tapia Colman’dir. Tapia Colman, Arjantin Tangosunun Istanbul’da taninmasi, sevilmesi, ve benimsenmesinde göze batan bir etkiye sahiptir.

Orhan Avsar, Türkiye’de Arjantin Tangosunun sembolü olarak nitelendirilebilir. Bandoneon sanatçisi olmasinin yaninda orkestra sefligi, bestecilik, ve düzenlemeci kimligine de sahiptir.

Çok küçük yasta ailesi ile birlikte Arjantin’e tasinmistir. Orada müzik ve bandoneon üzerine özel dersler almis ve tangoyu hayatina çikmamak üzere yerlestirmistir. Türkiye’ye döndkten sonra kendisinin ilk Arjantin Tangosu orkestrasi olan Orkestra Tipika’yi kurmustur.

Hayatini Arjantin Tangosunun Türkiye’de yerlesmesine, sarkilarinin benimsenmesine ve toplum tarafindan sevilmesine adamistir. Karsilastigi maddi ve manevi yokluklardan yilmamis ve büyük bir tutarlilik ve titizlik ile yolunda devam etmistir.

Orhan Avsar, Türkiye’de “tango” denilince ilk akla gelen olacaktir, ve bu kelime ile özdeslesecektir. Halk tarafindan müzigi öylesine sevilmistir ki; Istanbul Radyosu yönetimi Orhan Avsar’in kayitlarini sanatçinin ölümünden sonra dahi uzunca bir süre yayinlamistir. Arkadaslari orkestrasina sahip çikarak yönetimini sürdürmüslerdir. Orhan Avsar’in ölümünden sonra orkestrayi ilk önce Zekai Apaydin yönetmistir. Daha sonra orkestra sefi olarak Alex Keleci’yi görmekteyiz. Orhan Avsar’in ölümünden sonra orkestrasinin ismi Istanbul Radyosu Orhan Avsar Tango Orkestrasi olarak degistirismistir.

Dr. Sami Uçar, Orhan Avsar’in en önemli arkadaslarindan birisidir. Orhan Avsar öldükten sonra “Orhan Avsar Için” isimli bir tango besteler ve dostunun anisina adar. Tango sözsüzdür. Bu jest (ölen dostun arkasindan tango bestelemek), Arjantin’li müzisyenler arasinda oldukça bilinen ve kullanilan bir gelenektir. Aradaki dostluklarin saglamligini ifade eder. Dr. Sami Uçar da böyle bir ifadede bulunmus ve ayni zamanda, Arjantin Tangosunun bu geleneginin, Türk Tango bestecileri arasinda da benimsenmesinin isaretini vermistir. Böylece tango müzigindeki bir kültür, Türk Bestecileri arasina da yerlesmeye baslamistir.

Orhan Avsar’in 2 bestesi vardir; Pesimista ve Bandoneon. Pesimista Engin Ege Orkestrasi ve Özdener Koyutürk Orkestrasi tarafindan çalinmistir

Türkiye’de Arjantin Tangosu Tarihsel Siralamasi

Asagidaki tabloda, Türkiye’de gerçeklestirilen Tango etkinliklerini bulacaksiniz. Kapsanan devir 2000 senesine kadardir. Bu tarihte kesilmesinin nedeni; 2000 senesinden sonra özellikle Istanbul’da çok fazla Tango etkinlikleri (konser, gösteri, atölye, festival, vb.) yapilmaya baslanmasidir. Bu dökümanin amaci etkinliklerin hemen herkesce bilinen kismini hatirlatmaktan ziyade biraz anilarda kalan etkinlikleri iletmek oldugu için de 2000 senesinde durduk. Bazilari eksik olabilir. Bu durumda benimle baglantiya geçip ilave etmemi saglarsaniz seviniriz

Tarih Orkestra Sehir Yer
1937 Eduardo Bianco Izmir, Istanbul Izmir Enternasyonel Fuari
1951 Eduardo Bianco Istanbul Sinema Saray
5.7.1988 Astor Piazzolla Y Su Quinteto Istanbul AKM & Otel Marmara
1990 Quinteto HAMMAN Istanbul Fransa konsoloslugu
27-31.5.1991 Viva El Tango Raul Garello Ankara Ankara Hilton, ve Selim Sirri Tarcan
Istanbul Sinema Fitas
1992 Tangomania "Sexteto Mayor" Istanbul Açikhava Tiyatrosu
1992 veya 1993 Teatro Tango Istanbul Cemal Resit Rey
4-8.Eylül.1994 Tango Pasion Istanbul Açikhava Tiyatrosu
10.Kasim.1994 Roberto Aussel-Mosalini Istanbul Cemal Resit Rey
8.Haziran.1995 Juan Jose Mossalini Y Su Gran Orquesta De Tango Istanbul Cemal Resit Rey
23-25.Eylül.1997 Tango Pasion Istanbul Cemal Resit Rey
27.Eylülp.1997 Tango Pasion Izmir
Buenos Aires Tango Trio Istanbul Çubuklu
Buenos Aires Tango Trio Istanbul Cemal Resit Rey
Juan Carlos Caseras Istanbul Tepebasi Casa D'Itialia
24.Haz.1997 Gidon Kramer Le Gran Tango Istanbul Aya Irini
4.Haz.1998 Garry Burton - Piazzolla Quinteto Istanbul Açikhava Tiyatrosu
7.Haz.1999 Quarteto CEDRON Istanbul AKM
28.Sub.1999 Amalita Baltar Istanbul Taksim Ministry Club
6.Haz.1999 Buenos Aires Tango Anibal Panunzio Dance Company Istanbul Açikhava Tiyatrosu
BANDONEON Istanbul AKM
14-17.Mar.1999 BANDONEON Istanbul AKM, Pera Palas
15-16.Nis.2000 BANDONEON Istanbul Bogazici Universitesi, ve Cemal Resit Rey
18.Kas.1999 Tango Real Quartet Istanbul Pera Palas
22.Jan.2000 Quejas De Bandoneon Istanbul Pera Palas
5.Mar.2000 Tango Flores Istanbul Muammer Karaca Tiyatrosu
18.Mar.2000 Sexteto Canyengue Istanbul Pera Palas
18.Apr.2000 BANDONEON Izmir
2000 Yaz Sexteto Canyengue Marmaris Marmaris Festivali
8.Aralik.2000 Tango Pasion Istanbul Mydonose Showland

Turk tango bestecileri

 

Necip Celal Antel (1908-1957)

"O zamanlar 18-19 yaslarinda bir ögrenciydim. Taksim Gazinosunda bir Alman kiza rastladim. Asik oldum. Bir fabrikatörün kizi idi. Babasi, hiç tanimadigi bir adam ile evlendirmek istiyordu

Kiz Istanbul’a kaçti. Birlikte olusumuzun 15. gününde idik. Tekrar bulusmustuk. Ipek gibi ssapsari saçlari dizlerimin üzerine yayilmis, masmavi gözleri ile göslerime bakiyordu; “Necip, seni bir daha görememekten çok korkuyorum” dedi. “Çok saçma !” dedim. O bulusmamizdan 3 gün sonra tekrar randevulasmistik. Ama O gelmedi.
Deliye dönmüstüm. Hemen kizin evine kostum. Babasi O’nu geri götürmüstü. Sonra, bogaza geri döndüm. Tepelerin üstündeki aydan çikan sari isiklar, yesil dalgalarin üzerinde oynasiyordu. Isiklar giderek daha da büyüdü, ve askimin hayali gözlerime göründü.

Agliyordum. Beynimdeki melodinin yankilarini takiip ederek eve geldim. Piyanomun basina oturdum ve ilk tangomu besteledim; Mazi ! ”

Necip Celal Antel besteci ve kemancidir. Çok küçük yastan beri göz rahatsizliklari çekmistir. Bu nedenle hep özel egitimler almistir. Ilerleyen yaslarnda tamamen kör olmustur.

Ilk egitmeni Tahir Sevenay’dir. Almanya’ya tedavi için gitmistir. Burada Keman ve Kompozisyon konularinda Profesor Habermann ile özel çalismis ve O’nun ögrencisi olmustur. Besteledigi ilk iki eseri foxtrot türündedir. Isimleri, Sari Yapincak, ve Daktilo dur. Her iki eserin de sözlerini Necdet Rüstü Efe yazmistir.

1928 senesinde ilk Türk Tangosu olarak kabul edilen Mazi’yi bestelemistir. Toplam olarak 11 tane tango bestelemistir. Diger bestelerinin arasinda keman için konçertolar, ve liedler bulunur. Bunlarin disind iki adet çok özel eseri vardir. Bir tanesi, Fenerbahçe Marsi, ve digeri Ulu Önder Atatürk’ün ricasi üzerine besteledigi Yalova.
Gözleri olmaksizin tüm ruhu ile Istanbul’u sevmis, O’na asik olmus, ve O’nu dizelerinde anlatmistir; “Bogazda renkler her gece / Suya inerler sessizce”

Mazi’nin bestelenmesinden sonra Necip Celal Antel’in ünü daha bir artti. Ünlü Alman yildiz Evelin Hold, O zamanlar Kadiköy’de bulunan Hale Sinemasinda, Mazi’yi söyledi. Bundan etkilenen Necip Celal Antel, Özleyis isimli tangosunu besteledi ve eseri Evelin Hold’a adadi. Özleyis eseri de dahil olmak üzere hemen tüm tangolari bir çok Avrupa radyolarind çalinip, yayinlanmistir. Son 3 tangosu hariç, diger tüm tangolarini Seyyan Hanim plaga okumustur.

Diger tangolari arasinda Ayrilik, Suna, Kimse Sevgimi Bilmez, Yillar, Günler, ve Bir An Için sayilabilir. Plaga okunmayan eserleri ise sunlardir; Benim Sarkim, Damla Damla, ve Geçmis Zaman.

29.Aralik.1957 tarihinde öldü. Bu sirada kaseri yenmek için çaba harciyordu.

Fehmi Ege (1902-1978)

Fehmi Ege, kemanci, orkestra sefi ve bestecidir. Türkiye’de Avrupa tarzi müzigin oturmasi için çok aktif rol oynamistir. Ilk profesyonel çalismasini Sehzadebasi Ferah Tiyatrosunda yaptiginda 9 yasinda idi. M. Leon ve kemanci Goldenberg’in ögrencisi idi. Çalismalari sinema salonlarina kadar uzanir. Sessiz filimlerin oynatildigi dönemlerde sinemalarda piyano çalmistir. Çalismalari sirasinda diger orkestralarda da yer almistir. Bunlardan bir tanesi Ismail Hakki Bey ve Ali Rifat Bey Türk müzigi orkestralaridir.

Ilk besteleri Alaturka tarzinda idi. Meçhul isminde bir operatta eseri bestelemistir. Içerisinde bir tango çalismasi da vardir. Ancak, maalesef, bu tangonun ne pilak kayidina ne de notalarina rastlanmamistir.

Benliyan Efendi Opera Orkestrasinda sef kemanci ve orkestra sefi olarak yer almistir. Ulu Önder Atatürk tarafindan takdir ile ödüllendirilmis, ve Cumhurbaskanligi Orkestrasinda yardimci sef görevine atanmistir.

Ankara ve Istanbul Radyosu Orkestralari ile beraber kayitlar yapmistir. Binin üzerinde sarki bestelemistir. Bestelerinin arasinda foxtrot, rumba, canto, orkestra müzigi ve çocuklar için operlar bulunmaktadir. Türkçe sözlü yaklasik 300 tane tango bestelemistir. O’nu bize sürekli hatirlatacak olan eserlerinden bazilari; Ayrilik, En Son Hatiran, Ne kadar Sevmisti Bu Gonül Seni, Mehtapli Bir Gecede, Emelim, Kirpiklerin, ve Çok Agladim olarak sayilabilir.
Fehmi Ege 5 Ekim 1978 tarihinde vefat etmistir.

Necdet Koyutürk (1921-1988)

Necdet Koyutürk, Akordeon sanatçisi, orkestra sefi, düzenlemeci, ve bestecidir. 28 Ekim 1921 tarihinde Ankara’da dogmustur. Harmoni egitmeni ve üstadi olan Demirhan Altug’un ögrencisidir. Cemal Resit Rey ile çalismis ve bu çalismalarindan sonra son derece üretken bir kariyer izlemistir. Çocuklari Erdener (1951), ve Özdener bugün hâlâ Tango alaninda önemli çalismalara imza atmaktadirlar.

1938 senesinden sonra besteci olarak eserler üretmeye baslamistir. Besteleri büyük çogunlukla Tango üzerinedir. Avrupa müzik formlarini, Türk müzik form ve temalari ile kanastirmayi ustalikla basarmistir. Aldigi harmoni disiplini sayesinde, orijinal Türk müzigi harmonisini kullanarak, bunlari modern müzik, ve okestra yapilari ile son derece basari ile birlestirmis ve günümüze dek anilan müzigini yaratmistir.

Bugün dahi çok sevilen Tangosu olan Papatya’yi 1943 senesinde askerlik hizmeti sirasinda bestelemistir. Bu sarkinin kayitlari hem Türkiye’de, hem de Ingiltere’de 1948 senesinde basilmistir. Bu, yurt disinda basilan ilk Türkçe Beste olarak tarihe geçmistir.

1949 senesinden sonra orkestrasi ile beraber Istanbul Radyosunda programlara basladi. O zamandan beri uluslararasi tango sahnelerince de taninir olmustur. 1957 senesinde Maresal Tito ve Irak Kiralli Faysal için çalmistir. Radyo programi 30 sene boyunca devam etmistir.

En önemli eserleri arasinda Dinle Sevgili, Rüzgar Gibi Geçti, Süphe, Yillar Var ki, Yildizlar Düserken, Seven Bilir, Unutmak Istiyorum, Basbasa Kalinca sayilabilir.
Eserleri yabanci sarkicilar tarafindan da okunmustur. Bunlar arasinda Bulgar Lili Ivanovaof, ve Israil’den Yaffa Yarkoni sayilabilir.
Necdet Koyuturk 19.Ekim.1988 tarihinde Istanbul’da ölmüstür.

Kadri Cerrahoglu

"Bir operet besteliyordum. Sarhos bir adam içinde sarkis söylüyordu. Aniden kendi kendime “Neden olmasin ?” diye sordum. Neden bu sarkiyi tango olarak bestelemeyeyim ki ? Ve öyle yaptim; Sarhosum, Sarhos... Bu benim ilk tangomdur.”

Kadri Cerrahoglu profesyonel olmayan bir Turk Tango Bestecisidir. Asil meslegi Dis Hekimligidir.

En bilinen besteleri Emel, Simsiyah Bakislarin, Sarhosum Sarhos, Leyla ve Anneme’dir.

Anneme, alisilmadik bir konuya sahiptir; Burada sevgilisini annesine sikayet etmektedir. Bu sarki Ibrahim Özgür tarafindan kayit edilmistir. Ibrahim Özgür, o dönemin en meshur erkek sarkicilarindan idi. Sarkiya, gene dönemin en ünlü orkestralarindan olan Park Otel Orkestrasi eslik etmistir.

Kadri Cerrahoglu 31.Ekim.1983 tarihinde ve 80 yasinda ölümstür. Kizi Soprano Suna Kurad çok meshur bir sanatçi olmus, ve Devlet Sanatçisi ünvanini almistir. Oglu Kerem Cerrahoglu ise konservatuvar egitimini yarim birakmis ve Istanbul’da yerlesmistir.

Muhlis Sabahattin Bey

Muhlis Sabahattin Bey çok sayida operet bestelemistir. Ayrica, 1916 ve 1940 seneleri arasinda bir çok film müziginin de bestekarligini yapmistir. Muhlis Sabahattin Bey, “Türk Operasinin Kirali” olarak taninir idi.

Alaturka tarzinda sanat sahaserlerine imza atmistir. Bunlarin arasinda en önemlileri olarak Ayse, ve Çaresaz sayilabilir. Operetlerinde, Avrupa tarzi yasami tema olarak kullandigi gözlenmektedir. Bunlarin içerisinde Asaletmaab ve Mon Bey sayilabilir.

Kullandigi temalari eserlerinde daha kolay ve anlasilir bir sekilde ifade edebilmek için günün çok sevilen danslari ile sahnelemeyi hep tercih etmistir. Tango, Vals, Boston Vals, Çarliston, ve Foxtrot eserlerinde siklikla göze çarpan dans çesitleridir. Bunlarin tamami toplum tarafindan çok sevilerek benimsenmis, ve tas pilaklara kayit edilmistir.

Muhlis Sabahattin Bey, Tango Turk isimli bir eser de bestelemistir. Bu 1927 – 1928 senelerinde besteledigi bir eserdir. Sözsüz bir bestedir. Bazi kaynaklara göre ilk Türk Tangosu olarak gösterilmekle beraber, yapi olarak otoriteler tarafindan Tango olarak degerlendirilmemektedir. Muhlis Sabahattin Bey, dans müziklerine Türkçe söz yamanin da önclügünü yapmistir. Kendisinden sonra bir çok besteci çok bilinen danslar için Türkçe sözler yazmislardir.

Turk tango orkestralari

 

Orhan Avsar Orkestrasi

Arjantin’den dönüsünden sonra, Orhan Avsar kendi orkestrasini kurdu. Yaninda Ertugrul Soysal vardi. Orquesta Tipica formasyonlarinda yaninda Selçuk Kaskan da bulunuyordu. O dönemleri Istanbul Radyosu yeni kurulmus ve yayinina yeni baslamisti. Orhan Avsar ve orkestrasi orada program yapmaya basladilar. Programlari, Orhan Avsar’in ani ölümüne dek sürmüstür.

Baslangiçta Bandoneon’da Orhan Avsar ve kardesi Turhan Avsar bulunuyordu. Akordeon sanatçisi Ertugrul Soysal idi. En ünlü kurulumlarinda Stefan Papazyan, Guy De Rasenfos, Melih Ergen (Akordeon), Turkay Tekinson (Keman), Orhan Avsar, Alex Keleci (Piyano), ve Carli Rahci (Kontrbas) bulunuyordu. Ayrica Roberto Lorano ve Ertan Anapa orkestranin solistleri olarak görev yapiyorlardi.

Orhan Avsar, bazi partisyonlar için uygun bir solist sesi bulmakta zorlandiginda, Önder Bali’nin kilarnetini sarkici gibi kullaniyordu.

Ölümünden sonra dahi uzunca bir süre, Istanbul Radyo Yönetimi kayitlarini yayinlamaya devam etmistir. Orkestrasi çalismalarini sürdürmüstür. Orhan Avsar’dan sonra ilk sefleri Zekai Apaydin, sonrasinda ise Alex Keleci olmustur.

Engin Enge Orkestrasi

Istanbul Radyo Tango Orkestrasi bir hafta Fehmi Ege, bir hafta Necdet Koyutürk tarafindan yönetiliyordu. Sonrasinda Engin Ege tarafindan yönetilen ayni orkestra 2006 senesinde kadar yayinlarina devam etti;

“Halk çok seviyordu. Beni yas haddinden emekli ettiler. Programlari yayindan kaldirdilar. Bir süre sonra Ankara TRT Müzik Dairesi’nden aradilar. ’Siz emekli oldunuz diye tangolar da mi emekli oldu?’ dediler. Radyoya gittim. Haftada bir program yayinlaniyordu. Program basi 100 YTL’den ayda 400 YTL gibi komik bir rakami önüme sundular. Tangoya olan sevgimden, babam rahmetlinin hatirina gelen dostlarla orkestrayi yeniden kurdum. Çalismaya basladik. Aralik ayinda Bölüm Müdürü çagirdi ve ’2006’ya Tango koymamislar, iki hafta daha çaldiktan sonra sizlerle vedalasacagiz’ dedi. Çok sinirlenmistim. Henüz yayinlanmamis bantlarimiz vardi. ’O bantlari yayinlayin, ben gidiyorum’ dedim ve gittim”

Engin Ege orkestrasinda Celal Akatlar (Piyano), Engin Ege, Edvard Aris, ve Engin Ertur (Akordeon), Vedat Evren, Nilgun Lu, Perran Akpinar, Hakan Sensoy (Keman), Firdevs Burckin (Çello), Cevdet Tokusoglu (Kilarnet), Metin Irmak (Kontrbas) ve Tümay Sayar (Davul) bulunuyordu.
Sarkici ise 2001 senesindeki ölümüne dek Secaattin Tanyerli idi.

Necdet Koyuturk Orkestrasi

Necdet Koyutürk, Akordeon sanatçisi, orkestra sefi, düzenlemeci, ve bestecidir. 28 Ekim 1921 tarihinde Ankara’da dogmustur. Harmoni egitmeni ve üstadi olan Demirhan Altug’un ögrencisidir. Cemal Resit Rey ile çalismis ve bu çalismalarindan sonra son derece üretken bir kariyer izlemistir. Çocuklari Erdener (1951), ve Özdener bugün hâlâ Tango alaninda önemli çalismalara imza atmaktadirlar.

1938 senesinden sonra besteci olarak eserler üretmeye baslamistir. Besteleri büyük çogunlukla Tango üzerinedir. Avrupa müzik formlarini, Türk müzik form ve temalari ile kanastirmayi ustalikla basarmistir. Aldigi harmoni disiplini sayesinde, orijinal Türk müzigi harmonisini kullanarak, bunlari modern müzik, ve okestra yapilari ile son derece basari ile birlestirmis ve günümüze dek anilan müzigini yaratmistir.

Bugün dahi çok sevilen Tangosu olan Papatya’yi 1943 senesinde askerlik hizmeti sirasinda bestelemistir. Bu sarkinin kayitlari hem Türkiye’de, hem de Ingiltere’de 1948 senesinde basilmistir. Bu, yurt disinda basilan ilk Türkçe Beste olarak tarihe geçmistir.

1949 senesinden sonra orkestrasi ile beraber Istanbul Radyosunda programlara basladi. O zamandan beri uluslararasi tango sahnelerince de taninir olmustur. 1957 senesinde Maresal Tito ve Irak Kiralli Faysal için çalmistir. Radyo programi 30 sene boyunca devam etmistir.

En önemli eserleri arasinda Dinle Sevgili, Rüzgar Gibi Geçti, Süphe, Yillar Var ki, Yildizlar Düserken, Seven Bilir, Unutmak Istiyorum, Basbasa Kalinca sayilabilir.
Eserleri yabanci sarkicilar tarafindan da okunmustur. Bunlar arasinda Bulgar Lili Ivanovaof, ve Israil’den Yaffa Yarkoni sayilabilir.
Necdet Koyuturk 19.Ekim.1988 tarihinde Istanbul’da ölmüstür.

Izcaz Orkestrasi

Izcaz Orkestrasi 1927 senesinde Galatasaray Lisesi ögrencileri tarafindan kurulmustur. Ögrenciler ayni zamanda izci idiler. Orkestra ismini “Izci” ve “Caz” kelimelerinin ilk hecelerinden almaktadir.

Orkestra Sefi ve Keman sanatçisi Müfit Hasan’dir. Müfit Hasan ayni zamanda Mavi Gözler isimli Tangonun da bestecisidir. Orkestranin diger üyeleri; Feridun Baysan, Vedat Üngor, Sadik Hitay, Semih Argeso, Velit Pemehmetoglu, Ferecullah Kent, Mehmet Ali Kahyagil, Mukadder Cizel, ve Yekta Teksel’dir. Orkestranin müzik aletleri, 2 Keman, 3 Viyolonsel, Akordiyon, 2 Banjo, Gitar, Piyana ve Davul’dur.

Columbia ile anlasma imzalama basarisi göstermisler ve bu çerçevede Tango kayitlari da yapmislardir.

1933 senesinde yeni atanan okul yöneticisi Zilli Tevfik (Ararat), okuldaki tüm diger sosyal etkinliklerle beraber orkestranin da çalismalarini yasaklamistir. Bu, orkestranin dagilmasina sebep olmus, ve bir daha orkestra bir araya gelememistir.

Universite Arjantin Tango Orkestrasi

Vecihi Demiral (Akordiyon), Safiyeddin Sakarya (Bandoneon), Muammer Arcayürek (Gitar), Bedri Tugsuz, and Nurettin Yargici (Keman)

Özdener Koyutürk Tango Orkestrasi (OKOTANGO)

OKOTANGO QUARTET ‘in temeli; 1990 yilinda Özdener Koyutürk Tango Orkestrasi ile atildi. Bu orkestranin kurulus amaci; 1988 yilinda vefat eden, ünlü Türk Tango bestecisi Necdet KOYUTÜRK’ün tangolarinin yasatilmasi ve Türkçe tangolarin seslendirilmesi idi. TV ve Radyo programlari, Konser ve Stüdyo kayitlari ile geçen 12 yilin sonunda orkestra, Özdener Koyutürk tarafindan, Quartet olarak yeniden yapilandirildi ve OKOTANGO QUARTET olarak günümüze gelindi.

Degisikligin temelinde, Milonga Gecelerinde düzenli performans talebi ve yogun olarak Arjantin Tango seslendirilmesi ihtiyaci yatmaktaydi. 2002 yilindan beri OKOTANGO QUARTET ; Arjantin Tango Müziginin, dansi ile bütünlestigi Milonga gecelerinin, Türkiye’deki ilk ve tek performans toplulugudur.
OKOTANGO QUARTET kurulusundan itibaren 2005 yili sonuna kadar, Istanbul’un taninmis tango mekanlarindan Cafe Mimoza’da, 2006 yilindan itibaren de TangoJean Club ve Armada Hotel’de düzenli olarak Milonga Repertuari çalmaktadir.

Kasim 2003’de Tango’ya Saygi Konseri, Haziran 2004’de Uluslararasi Istanbul Tango Festivali bünyesindeki milonga performansi, Ekim 2005’de Arjantinli dansci Alicia Orlando’nun kareografisi ve Claudio Barneix’in katilimi ile Tango Var isimli sahne çalismasi, yine ayni yil Türkiye Kap Vakfi tarafindan düzenlenen Kalbimiz Için Dans Edelim etkinligi içinde yer alan Sokak Tangosu Milongasi ve 2006 yilinda ise Fin-Türk Tango Festivali bünyesindeki milonga performansi OKOTANGO QUARTET’ in rutin performanslarinin disindaki çalismalaridir.

OKOTANGO QUARTET’in kurucusu ve grup lideri, pianist Özdener KOYUTÜRK, ayni zamanda repertuada yer alan parçalarin düzenlemelerini de yapmaktadir. Piano, armoni ve kontrpuan derslerini babasi Necdet KOYUTÜRK’den almis, ayrica Berkle College of Music “Corresponence School” orkestra düzenleme programini tamamlamistir. Özdener KOYUTÜR’ün Tango, Valsetico ve Milonga disinda, reklam müzigi, çizgi film müzigi ve popüler solistler için yazdigi çok sayida bestesi mevcuttur. Istanbul Mimar Sinan ve Yildiz Konservatuari mezunu olan; grubun diger üyeleri Aydan Tunali Keman, Metincan SARI Bb Klarnet ve Akordion, Selahattin YAZICI Kontrbas çalmaktadirlar.
OKOTANGO QUARTET 2002 yilindan bu yana; Arjantin’li bandoneonist Gustavo BATISTESSA, pianist Leo SUJOTOVIC ve Bandoneonist Joaquin AMENABAR ile birlikte yaptigi çalismalarla, Tango Icrasinda uluslararasi performanslar için önemli kazanimlar edinmistir.

Tango müziginin; hayat ile benzerligini asla yadsimayan, OKOTANGO QUARTET üyeleri, emprovizasyon heyecanlarini ise müzigin vazgeçilmezi kabul etmektedir.

Tango +

Tango+ 2005 senesinde Ankara’da kurulmustur. Amaci tango müzigine ve tüm dünyada artarak begeni ve ilgi kazanan tango dansina yeni bir bakis açisi getirmektir.
Tango+ bandoneon, piyano, keman, konturbas, bir bayan ve bir bay solistten olusur. Bandoneon orkestranin anahtar enstrümanidir. Tango + su anda Türkiye’de olusumunda sürekli olarak bandoneon bulunduran tek orkestradir. Böylece icralarinda Arjantin Tangosunun derinligi daha rahat algilanmaktadir.

Tango+ Arjantin Tangosunun düzenlemelerini kendisi yapmaktadir. Tarzlari ve repertuvarlari klasik dönem örneklerinden, yeni dönem yorumlarina kadar uzanmaktadir.
Orkestranin ismindeki “+”, orkestranin yeniliklere açikligini ve tango müzigine katki saglama amacini ifade etmektedir. Orkestra müzisyenleri Meltem Anafarta Sendag (Solist), Hasan Açilmis (Solist), Burak Sendag (Bandoneon), Kerem Berkalp (Violin), Elvan Alpagut (Piyano), Altug Bayrak (Kontrbas)

Orquesta Del Mediterraneo

Orquesta Del Mediterraneo, KKTC'de yasayan Mustafa Elmas ve arkadaslarinin yaklasik 1 yillik özverili çalismalari ile 2003 Temmuz ayinda olusturulmus bir tango orkestrasi.

Orquesta Del Mediterraneo 4 keman, akordeon-bandaneon, flüt, gitar, piyano, kontrbas ve solist olmak üzere 10 kisilik müzisyen grubundan olusumaktadir. Ekip 2004 yili Mart ayinda El Encuentro Tango Okulu’nun davetlisi olarak Istanbul’da ilk performanslarini sundu. Haziran 2004’te Uluslararasi Istanbul Tango Festivali’nin davetlisi olarak 2 performans sergiledi. 1-2 Mart 2006 tarihlerinde 1. Uluslararasi Kibris Tango Festivali’nde üç çift dansçinin katilimiyla hazirlanan “Tango Mediterraneo” sovu büyük ilgi gördü. Ayni ekip Haziran 2006’da performans sergilemek için Dubai’den davet aldi. Orkestra 3. Uluslararasi Istanbul Tango Festivalinde tekrar sahne aldi. En son Uluslararasi Magusa Kültür ve Sanat Festivalinde çalan orkestranin üyeleri asagidaki gibidir;

Mustafa ELMAS (grup sefi-akordiyon)
Ertem NALBANTOGLU (1.keman)
Mustafa FEGAN (1.keman)
Erhan AYTAÇ(2. keman)
Müjgan ASMACI (2. keman)
Gizem SARP (Flüt)
Ertaç UÇANER (gitar)
MUSTAFA ÖZAK (kontrabas)
Maka BORCHASVILI(piano)
AYSEN BARISSAL(solist)

Istanbul Academia Project

Istanbul Academia Project 2006 senesinde konservatuvar egitimli muzisyenlerce kuruldu. Ilk cikislarini 3. Uluslararasi Istanbul Tango Festivalinde yaptilar. Bu herkes icin bir surprizdi ve orkestra tum katilimcilardan son derece pozitif geri bildirim aldi. Sonrasinda grup yeniden olusturuldu ve ozellikle elektronik tango muzigine odaklandi. Yeni olusum ile Istanbul Tango Nuevo Haftasinin kapanisinda sergiledikleri performans ile buyuk begeni kazandilar. En onemli cikislarini, 4. Uluslararasi Istanbul Tagno Festivalinde yapan grup buyuk begeni topladi. Gurubun kurulumu soyle;

Bandoneon - Akerdeon - Ortac Aydinoglu

Gitar - Utku Kuley

Keman - Nida Karacar

Ney ve Flut - Sitki Canturkoglu

Altyapi ve DJ - Evrim Tuzun

Turk tango sarkicilari

Seyyan Hanim (Oskay) (1913-1989)

"Ilk sarkicilardan birisi olarak bilinirim. Benden önce Fikriye Hanim, ve Afife Hanim vardi.

Fikriye Hanim’a Mouilin Rouge’da rastladim. Çok yasli ve iri idi. Sesi, Necip Andel sarkilari için uygun degildi. Daha ziyade Muhlis Sabahattin Bey’in Operetlerinden biri olan Ayse’yi söylüyordu sanki.

Sonralari Sabahattin Bey bana operetlerinde ve filimlerinde artistlik yapmam için teklif getirdi, ancak ben geri çevirdim. Bu baska bir hayat tarzi gerektiriyordu...
Moulin Rouge’da sarki söyledigimiz zaman kimse dans etmezdi. Bu, sadece bir konser seklinde olurdu. Oraya annem ile beraber gidip, beraber dönüyorduk. Mekanin kendisinin isi birakmamda hiç bir sebebi yoktu, ancak ben kendimi oradaki hayata uyduramamistim”

Sahibinin Sesi’ne ait 7 numarali katalog Seyyan Hanim için söyle diyor;

“En degerli sarkicilarimizdan olan Seyyan Hanim, 1913 tarihinde Istanbul’da dogmustur. Mükemmel bir sesi oldugu ve müzige karsi büyük bir egilimi oldugu için ortaokul egitiminden sonra Istanbul Konservatuvarina basladi, ve orada Monsieur Talariko tarafindan egitildi. Konserleri boyunca göze batan basarilar elde etti. Sesinde çok temiz bir harmoni vardir, ve dinleyenleri zevkin doruklarin tasir.”

Konservatuvar senelerinde Fransizca ve Italyanca sarkilari söylemistir. Ilk konserini Kadiköy’deki Sinema Operasinda vermistir. O zaman sadece 16 yasinda idi.
Baslangiçta Efem, Çoban Yildizi, Aksam Garipligi, Zavalli Ask gibi sarkilari seslendirdi. Bunlar, Türk Operet tarzinin müzikleri idi ve Üstadi Kaptanzade Ali Riza Bey’in 1914 – 1920 seneleri arasindaki eserlerini kapsiyordu. Bu sarkilar Columbia tarafindan kayit edilmisti.

Columbia’dan sonra Sahibinin Sesi ile anlasma imzaladi. 1930 – 1931 seneleri boyunca Mouline Rouge’da sahne aldi. 1932 senesinde ilk Türk Tangosu olan Necip Celal Andel’in Mazi isimli tangosunu plaga okumustur.

Seyyan Hanim, rumba, foxtrot, ve mars tarzinda sarkilar da söylemistir. Ancak asil ünü, söyledigi tangolardan gelmektedir. Tam 50 adet uzun çalar kayit etmistir. En son olarak Odeon firmasi için anlasma yapmistir. Bir kaç tane uzun çalar kayit ettikten sonra, ticari amaçlar için kayit yapmaya son vermistir. Bu sebeplerden dolayi Seyyan Hanim, gizli bir Türk Tango Yildizi olarak kalmistir.

Son dönemlerinde bir kaç radyo programina katilmistir. 16 Mayis 1989 tarihinde Maltepe’deki evinde ölmüstür.

Celal Ince

Celal Ince, 1921 senesinde Adana’da dogmustur.

Ilkokul egitiminden sonra, o zamanlar Musiki Muallim Mektebi olan konservatuvara devam etti.

1941 senesinde Istanbul’a tasinmistir. Bu tarihte Ankara Radyosunun Müdürü olan Mesut Cemil Bey, Celal Ince’ye program yapmasi için teklifte bulunmustur. Sonrasinda Celal Ince, Fehmi Ege orkestrasi ile beraber programlara çikmistir. Haftada 3-4 gün program yapmislardir.

1946 senesinde Istanbul’a geri dönmüstür. Tutkusu Tango ve Caz olmustur. Bu tutku ile besteler yapmis ve okrestralarda tango sarkiciliginda bulunmustur.

1948 – 1949 senelerinde Fehmi Ege’ye ait olan Ayrilik, Kiskaniyorum, ve Gönülden Sikayet isimli eserleri kayit etmistir.

1955 senesinde Amerika Birlesik Devletlerine gitmistir. Orada konservatuvara devam etmis ve 1961 senesinde mezun olmustur. Toplam 10 tane tango bestelemistir. Seni

Düsünürken, Hasret ve Prestis bunlardan bazilaridir. Halen Amerika Birlesik Devletlerinde yasamaktadir.

Ibrahim Ozgur (1913-1959)

Tarih 10 Subat 1959 idi... Fehmi Ege’nin gözlerinin içine bakarak söyle dedi; “Fehmi, 49 yasindayim. Hayatimin üçte ikisi geçti. Müzik kariyerimin 30. yilindayim. Dünyayi dolasmak istiyorum. Seneler önce Asya’ya konserler vermeye gitmistim. Hindistan’da bahar erken gelir. Orada ne çiçekler erkenden açarlar, ne de zamansiz asklar insanlari aldatir.

Ama ben kendi ülkemde zamansiz asik oldum. Sevdigim kadini hiç bir zaman unutmayacagim. Benim gerçek prensesimi hayatimin sonuna kadar unutmayacagim (Hindistan’da bir prenses ile tanismis ve birbirlerini çok sevmislerdi)

Senin sarkilarini radyoda söyledigim zamanlar bir çok ask mektubu aliyordum. Onlar senin müzigin idi, ama sarkilari ben söyledigim için mektuplari da ben aliyordum. Ask mektuplarini daha çok hak etmek için Beyoglu ve Yalan’i besteledim. O zamanlardan bir kaç hatira var; bir ask hikayesi, 3-4 sarki, ve 10-15 sene öncesinde ask mektuplari”

Fehmi Ege ayaga kalkti; “Ibrahim, gitmek zorundayim. Biliyorsun, oglumun dogum günü çok yakin. O’na karanfil göndermeyi unutma”

13.Subat.1959 tarihinde haberler Ibrahim Özgür’ün, 11.Subat tarihinde bekar evinde, kalp kirizinden ölmüs olarak bulundugunu yazdilar. Yaninda bir karanfil buketi ve üzerinde bir not buldular; “Degerli dostum Fehmi’nin sevgili oglu, Engin’e”

Ankara Müzik Okulu’ndaki ilk saksafon ve kilarnet egitimlerinden sonra profesyonel hayatina Istanbul’da basladi. Cumhurbaskanligi Senfoni Orkestrasi’ni birakmisti. Türk Tango Müziginin ilk sarkicilari 1932 de belirir ve hepsi bayandir. Ibrahim Özgür Tangonun ilk erkek sarkicisidir. Ilk kayidini 2938 senesinde yapmistir. Sesinde romantik ve duygusal bir ton vardi.

Ankara Radyosunda söylemis, ve sonra 1942 senesinde Ankara’yi terketmistir. Istanbul’a tasinmistir. Kayitlari çok sevilmistir. 1931 senesinde Beyrut’tan baslayarak, 7 yil boyunca uzak Doguya turne yapmistir. Turnede kendi kurdugu orkestrasi ile birlikte çalismistir.

Diger besteleri disinda en çok sevileni Mavi Kelebek isimli tangosudur.

Secaattin Tanyerli

Secaattin Tanyerli, Lise yillari sirasinda Tango ile ilgilenmeye basladi. Beyoglu Halk Evi Korosuna katildi. Goldenburg’dan özel dersler almaya basladi.

Profesyonel hayati 1942 senesinde baslamistir. Ilk kayidini 1948 senesinde yapmistir. Bu kayidinda askerde iken tanistigi Necdet Koyutürk’ün, Papatya ve Rüzgar Gibi Geçti isimli eserleri bulunmaktadir.

Bu kayit ününün baslangici olmustur. 1949 senesinde Istanbul Radyosunda sarki söylemeye baslamistir. Ilk önce Necdet Koyutürk ile sonra da Fehmi Ege ile beraber çalismistir. Radyoda 43 sene boyunca sarki söylemistir, ve Türk Halkinin büyük sevgisini kazanmistir. 30 dan fazla tas pilak, 2 tane uzun çalar, ve bir tane de CD kayidi yapmistir.

Altin Pilak ödülü kazanan Secaattin Tanyerli 2001 senesinde ölmüstür.

Birsen Hanim

Birsen Hanim, 1930 – 1940 seneleri arasinda kayitlar yapmistir. Kadin sarkicilar arasinda çok taninmis bir isim idi. Park Otel Orkestrasi ile beraber Zehra isimli Tangoyu kayit etmistir. Zehra, M. Sonyioul tarafindan bestelenmistir.

Zehra Eren

Zehra Eren, Türk Tangosunda çok özel bir yere sahiptir; Sesi kont-alto tonundandir. Besteci Kadri Cerrahoglu ile 30 yillik bir evlilik hayati olmustur. Evliliginin besinci yilinda esi kendisini sarkici olmaya ikna etmistir. 1951 – 1970 seneleri arasinda radyolarda çalismistir.

Mefharet Atalay

Müzik kariyerine Türk Müzigi Sanatçisi olarak Ankara Radyosunda baslamistir. Bu dönemde Bati Avrupa sarkilari söylemistir. Fehmi Ege ile tanistiktan sonra Tango söylemeye baslamistir. Istanbul Radyosunda da programlar yapmistir. Devlet Tiyatrolari, ve Istanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçisi ve artisti olmustur.
16.Temmuz.1998 tarihinde bir tirafik kazasinda ölmüstür.

Mualla Saylik

Mualla Saylik, Emin Ongan ile beraber sitil ve solfej çalisiyordu. 16 Kasim 1955 tarihinde Necip Celal ile tanisti ve bu kariyerindeki dönüm noktasi oldu. Necip Celal’in tangolarini büyük bir zevkle söylemeye basladi. Dostluklari ve saygilari Necip Celal’in ölümüne dek sürmüstür.

Bir dönem boyunca Hulusi Öktem’in korolarinda çalisti. Orada Necip Celal’in tangolarini çok sesli olarak seslendirdi. Ankara Devlet Operasinda iken, Giuseppe Momo’dan Istanbul Sütüdyolarinda müzik egitimi aldi. Bu egitimi sütüdyonun 1964 senesinde dagilmasina kadar sürdürdü.

1958 ve 1960 seneleri arasinda Secattin Tanyerli ile, Istanbul Radyosu bünyesindeki, Fehmi Ege Tango Orkestrasinda beraber sarki söylemistir. 1961 senesinde Orhan Borar Orkestrasini kurmustur, ve saglik sikintilarindan dolayi çalismalarina ara verene kadar bu orkestra ile çalismalarini sürdürmüstür.

Saime Ketmen Serbetci

Ünlü aktör Hulisi Kentmen’in kiz kardesidir. Saime Kentmen Serbetci, Ankara Devlet Konservatuvari Vokal Müzik Bölümünden 1945 senesinde mezun olmustur.
1940 ve 1945 seneleri arasinda Ankara Radyo’sunda Nihat Esengin, ve Fehmi Ege Tango Orkestralarinda söylemistir. Sonrasinda sadece Fehmi Ege ile çalismistir. Emekliligine kadar Ankara Radyosunda çalismistir.

Seyyide Poroy

Seyyide Poroy 16 yasinda Istanbul Belediyesi Konservatuvarina girmistir. Muhittin Sadak tarafindan Solfej, Cemal Resit Rey tarafindan Harmoni, ve Madamme Rozetal tarafindan Vokal Müzik konularinda egitilmistir.

Istanbul Sehir Korosunda 12 yil çalismistir. 1960 yillarinda ise Hulusi Öktem Korosuna devam etmistir.

1946 Columbia Katologlarinda 3 adet kayidi bulunur.

Istanbul Radyosunda haftada 3 kez sarki söylemistir. Radyo o dönemler Galatasaray Posta Ofisinin en üst katinda idi. Orkestra Dr. Sami Uçar tarafindan kurulmus olan IzCaz idi. Bazi filim müziklerinin de kayidini yapan Seyyide Poroy, Hüseyin Saadettin Arel, ve Laika Karabey ile çalismistir.

Piyanist Ferdi Stadzer’e eslik ederek aryalar ve liyedler de söylemistir.

Yasar Güvenir

Yasar Güvenir, Kanuni Osman Güvenir’in ogludur. 1940 senesinde Radyo Çocuk Kulubünde idi. Burasi birçok sanatçinin yetismesine vesile olmus bir kurum idi. Çokcuklugu ve gençligi Ankara Radyosunda geçti diyebiliriz.

Celal Ince’nin hayrani idi. Celal Ince stüdyoda sarki söylerken, O da stüdyodan Celal Ince’yi seyrediyordu. Celal Ince’nin sesini kendi sesi içerisinde denemeye çalisti, ve bunu hiç saklamadi.

1940 senesinde bazi sirketler için 10 kayitlik bir anlasma imzaladi. Ancak hammadde kisiti ve ithalatin sinirli imkanda olmasi, sadece 1 kayit yapabilmistir.

Fehmi Ege’den çok etkilenmistir. Ancak, ençok sevdigi sarkilar ”Yillarca Sabrettim” ve “Sensiz Saadet Neymis”

Döneminin en melhur figürlerindendi. Uzun yillar çalisti. Ölecek derecesinde agir olana kadar sarki söylemeye çalisti.

Yasar Güvenir 10.Ocak.1998 de ölmüstür.

Zeki Müren

Zeki Müren 1954 senesinde Istanbul Radyosunda söylemistir. Fehmi Ege Orkestrasina solist o lmustur. Bunlar son derece duygusal ve güzel yorumlardir.

Fehmi Ege, Zeki Müren için, “O kadar güzel yorumluyor ki, daha önce hiç düsünmedigim farkliliklar yaratiyor” demistir.

Zeki Müren ölümüne dek halk tarafindan çok sevilmistir. Asil ünü Klasik Türk Müzigi üzerinedir.

Erol Büyükburç

Erol Büyükburç Adana’da dogmustur. Ilk egitimini Frere Maris Okulu ve Adana Kemal Pasa Okulunda tamamlamistir. Ortaokul egitiminden sonra Istanbul Belediyesi Konservatuvarina devam etti. San hocasi Alis Rozental idi. Okulu 3. sinifta iken birakti

Müzik kariyeri lise dönemlerinde basladi, ve Ismet Siral orkestrasi ile beraber Caddebostan Gazinosunda sarki söyledi. Askerlik görevini yaparken de sarkiciligini sürdürdü. Basarili bir sarkicilik döneminden sonra bestecilik, ve yorumculuk yapmaya basladi.

Yenilikçi, yaratici ve birden fazla yetenege sahip birisi idi. Türkçe Pop Müzikte getirdigi yenilikler ile anilacaktir. Tam 27 adet müzikal komedide oynamis, uluslararasi yarismalar ve festivallerde ödüller kazanmistir.

Istanbul’da Tango Sevenler Dernegi kurulduktan sonra, 1980-86 yillari arasinda 13 tango yayinlamistir. 1994-95 seneleri arasinda toplam 16 tango daha yayinlamistir. Su ana kadar yayinlanmamis ayrica 16 tangosu daha vardir.

Erdener Koyutürk

Tango solisti, popüler müzik ve Türkçe tangolar bestecisi, söz yazari ve müzik yapimcisi ve arastirmacisidir. 01 Nisan 1951 de Istanbulda dogdu. Istanbul Iktisadi ve Ticari Ilimler Akademisini bitirdi. Necdet Koyutürk’ün ogludur. Müzik dünyasina 1974 yilinda besteci olarak girmis ve 1976 yilinda da plak prodüktörü olarak devam etmistir. O yillarda Fatos Balkir, Meral-Zuhal ikilisi, Nazan Öncel, Ömür Göksel, Nil Burak v.b. solistlere pop müzik besteleri ve sözler yazmis, plaklar hazirlamistir.

Erdener Koyutürk 1988 yilinda Necdet Koyutürkün vefatindan sonrada kendini tamamen Türkçe Tangolar’in devamina adamis olup hem tangolar seslendirmekte, bestelemekte, söz yazmakta orkestrasiyla, gerek TRT kurumunda ve gerekse diger özel televizyonlar, radyolarda müzik ve tango programlari hazirlamaktadir. Çesitli festivallerde de Türkçe Tango konserleri vermistir.

1990 yilindan sonra Tangolar konusunda da arastirmalara baslayan Erdener Koyutürk bu konularda çesitli derneklerde ve yayin organlarinda konferanslar vermektedir. Bir çok dergide pop müzik ve Türkçe tangolarla ilgili makaleleri yayinlanmistir. Erdener Koyutürk sanatsal çalismalarinda gerek yasadigi o yillarin olaylarindan, gerekse besbini askin Tas plak, 45 lik, LP ve yazili, resimli belgenin bulundugu adeta bir müzik kitapligi diye de adlandirabilecegi arsivinden de faydalanmaktadir.

KASET VE CD LERI:
YASAYAN TANGO: Çift kasetten olusan 1997 yili yapimi. Sesli kitap anlayisinda, bir albüm hazirlamistir. Bu albümde Necdet Koyutürk’ün hayati, sanati, duygulariyla beraber 1940 larin Istanbul ve Türkiyesinin müzik ve sanat yasamini anlatmaktadir. Amaci kendisine miras kalan bilgilerin diger kusaklara da aslina sadik kalinarak ve kaynagindan ulastirilabilmesidir.
TÜRKÇE TANGOLAR SERISI:
DÜNDEN BUGÜNE TANGO – TÜRKÇE TANGOLAR 1, BIR ÖMÜR TANGO – TÜRKÇE TANGOLAR 2, POP TANGO – TÜRKÇE TANGOLAR - 3 , TAS PLAKLARDA TANGO – NECDET KOYUTÜRK VE SECAATTIN TANYERLI – TÜRKÇE TANGOLAR 4, TANGO FENERBAHÇE- TÜRKÇE TANGOLAR 5, ÜSTAD’A SAYGIYLA TANGO, ÜSTAD’A SAYGIYLA TANGO 2
Erdener Koyutürk solist, besteci, söz yazari, yapimci, ve yazar olarak su ana kadar 15 tane 45 lik, 3 Long Play, 7 Kaset, 1 adet çift kasetten olusan Sesli kitap, ve 8 adet cd ve birçok makalelere imza atmistir.

BESTELERI:
Erdener Koyutürk’ün söz ve müzigi kendisine ait yüzü askin eseri vardir. Bunlar tango ve güncel pop müzik tarzindadir. Ayrica bir çok yabanci tangoya Türkçe sözler yazmistir. Eserlerinden bazilari Bal Gözlüm, Bir kadin bir erkek, Selam Fenerbahçe, Neseli tango sayilabilir.

TELEVIZYON VE RADYO PROGRAMLARI:
Erdener Koyutürk basta TRT Televizyonu olmak üzere birçok televizyonlarda Tango programlarina çikmistir. TRT de 1995-96 yillarinda Türkçe Tangolar adli 9 serilik bir solo program hazirlamistir. Ayrica basta Radyo Cumhuriyet olmak üzere bazi radyolarda da Plak arsivinde gezinti adli programlari yapmistir.

KONSER VE KONFERANSLARI: Çesitli konserler veren Erdener Koyutürk’ün bu konserlerinden bazilari sunlardir. Atatürk Kültür Merkezinde düzenlenen 7.Istanbul Türk Müzigi günleri konseri (2000) Ankara Sevda Cenap And vakfinin düzenledigi Ankara Müzik Festivali (2002) , Hacettepe Üniversitesinde düzenlenen Tangoya Saygi gecesi konseri (2003) ile Konferanslari arasinda da Yapi Kredi Kültür Sanatta Beyoglunda Türk tangosu (2000) ve Beyoglu Belediyesi kültür etkinlikleri(2001) konferanslari sayilabilir.

YAYINLANAN YAZILARI: Gerek tango gerekse pop müzigi tarihi hakkinda çesitli arastirmalari olan Erdener Koyutürk bu konularda çesitli gazete ve dergilerde birçok yazilar hazirlamistir. Yazilari Popüler Tarih, Yeni Yüzyil, Toplumsal Tarih, Bütün Dünya, Collection, Fenerbahçe adli dergilerde yayinlanmistir. Simdilerde de Internetteki bazi sitelere yazilar hazirlamaktadir.

SERGILERI: Türk tangosu ile ilgili birçok sergiler açan Erdener Koyutürk bu konuda Beyoglu Belediyesi sanat galerisinde (2003), Taksim Metrosunda (2001&2005) “Tango Sanatçilari Fotograf Arsivi”ni sergilemistir.

Gökhan Ayelli

Gökhan Ayelli bir tenordur. Istanbul Operasi ve Devlet Operasindandir. Devlet Operasinin Istanbul studyolarinda görev almis ve bir süre Necip Celal ile birlikte çalismistir.

Turkiye Dans Sporlari Federasyonu Resmi sitesine gider
International Dance Council
El Encuentro UNESCO'nun Uluslararasi Dans Konsul uyesidir